Haftasonu Papatya’nın doktoru aradı… Test sonuçları iyi geldi… Sebebi hala bilinmese de vücudu aldığı ilaçlara olumlu yanıt verdi ve hayatı boyunca o ilacı içecek… Taşınmadan evvel son bir kan testi daha yapılacak… Ve San Francisco’ya gidince hemen bir veteriner ayarlanacak…
Burnundaki o kanama olmasaydı ya da olduğu halde önemsemeyip bir gün daha bekleseydik, kızım bugün hayatta olmayacaktı… Şanslı kelebeğim benim…
Buralardan taşınacağımızı yavaş yavaş arkadaşlara, dişçiye, doktora hayatımızdaki insanlara duyurmaya başladık…
Gideceğimizi duyunca “peki köpekler ne olacak?” diye soranlara sabırla onların da bizim ailenin birer parçası olduğunu anlatmaya çalışıyorum… Bu evin kiracıları olarak geride bırakmayı düşünmediğimizi ve haa bir de onların da birer ismi olduğunu…
Bu yaklaşıma çok şaşırıyorum nedense… İnsanların konuya bakış tarzı beni hayrete düşürüyor… Siz gidiyorsunuz da ya köpekler? muhabbeti... Önce boş boş bakıyorum suratlarına… Çünkü espiri mi diye anlamam gerek, emin olmak istiyorum… Ya gülüp geçeceğim, ya da açıklayacağım durumu… Ciddi ciddi yanıt beklediklerini görünce de, derin bir nefes alıp en baştan anlatmaya başlıyorum…
Eminim ki onlar da bana şaşırıyorlardır… Herkesin doğrusu farklı çünkü ve bu mevzuları tartışmak zaman kaybı…
Dün gece gökgürültülüydü buralar… Uyku tutmadı… Papatya korkar gökgürültüsünden… Ayaklarımın dibinde uyudu… Ben de bunları yaptım yanında…
Boncukları iğne tepesine yapıştırmanın terapik bir yanı olduğunu söylemeliyim… Ama ayaklarınızın dibinde bir kuyruklu uyursa ve horluyorsa; bu daha da keyifli… Hatta yanımda da bir arkadaşım olsaydı ve ona da bir yandan elemanlar niye bizimle geliyor, nasıl yani yi açıklasaydım keşke…
Bu yazıyı, sırf fotolarla bir ilgisi olsun diye “iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına” diyerek bitirmeyi çok isterdim ama bir türlü toparlayamıyorum…
Sevgiyle….
::n::






çook geçmiş olsun. tesadüfen bloguna yeniden rastladim ve cok sevindim. yazilarini takip etmeyi cok seviyordum:)
Posted by: deniz | Oct 01, 2008 at 14:26