hotel
odadan manzara / view from the room
Dün yağmurluydu San Francisco’nun güneyi… Bugün limonata… Yağmurun herşeyin rengini alıp, etrafı bir anda griye boyamasını pek sevmiyorum açıkçası… Dün yağmurun yüzünden evimi daha çok özledim mesela… Ve toplanırken beklediğim o birkaç damla gözyaşı dün geldi… [Meltem’cim, bunu yazarken you tube açık ve Everywhere you go, always take the weather with you ‘yu dinliyorum… Çok iyi geldi bana, sağolasın!]
Yağmur yüzüne vurunca insan daha bir kendine mi geliyor ne... Bu otel odasını beş gün, iki hafta ya da üç ay boyunca evimiz olarak benimsemek durumundayız… Başımızın üzerinde bir çatı var ve biraradayız diye mutluyuz… Sessizce bu yeni döneme, iki odalı suite hayatımıza başladık…
Yaşanan herşey tecrübe… Şimdi pek sezdirmiyor ama bu dönemin beni değiştirip, olgunlaştıracağını, aslında bana güzel birşeyler katacağını farkındayım… İlerki yaşlarımda fotoğraflara bakınca gülümseyerek anımsayacağım bir dolu anı olacak hepsi… Şu küçücük odada 2 çocuk - 2 köpek hep beraber nasıl yaşamıştık diye şaşacağım büyük bir olasılıkla…
İstanbul’daki sevgili ailem/arkadaşlarım,
E-maille foto yollayamıyoruz, beklemeyin… Otelin network durumlarını kullanıyoruz ve sorun çıkarıyor… Burdan ulaşalım birbirimize… Meraktasınız biliyorum…
Bir anda o kadar büyük bir boşluğa düştüm ki… Hayatımdaki her türlü koşturmaca bir anda durdu…
Günde 15 kitap okuyacak, 35 dergi karıştıracak, 1250 defa cilt bakımı yapacak ve bu blogu saat başı yenileyecek kadar zamanım var artık… Tuhaf bir duygu…
Valizler boşaltıldı… Hiç iş yok… Her gün odaya gelen bir hatun var… Odayı temizliyor, nevresim/havlu değiştiriyor… Bulaşık makinasını bile (Evet, minik bir de mutfağımız var odada…) o yerleştiriyor, ben ona şaka yapıyorsun di mi ifadesiyle bakarken, o büyük bir ciddiyetle yapıyor bu işleri… Aynı tabağa yapışıp çekiştirdik birkaç defa ama illa o yapacak, güceniyor ben yaparsam…
Bu arada mekan darlığı ve her dakika elemanlarla burun buruna olmak Derin’i biraz daha alınganlaştırdı… Papatya ve Paşa kendini yalarken, ikisi de ona dil çıkarıyor diye gücenip sürekli ağlıyor –ki bir noktadan sonra gerçekten dayanılmaz bir sebep bu…
Selin ise “Annecim burnumu Honey gibi yere sürterek kaşımak istiyorum ben de!” gibi isteklerde bulunuyor…
Görünen o ki; acilen kızlara okul ayarlamam gerekiyor… Bu postu yayınlar yayınlamaz dışarı fırlıyorum bunun için… Önce elemanları yürütmeliyiz…
Hepinizi kucaklarım…
Yazın bana, yalnız bırakmayın bu San Francisco diyarında…
::n::
oturma odası / living room area
HELLO FROM SAN FRAN!
Dear Family & Friends back in NJ-NY-CT;
First of all; we missed you already!
It rained here yesterday and we felt so homesick!
I can't e-mail any photos since there is a network problem here in the hotel but I can update my blog... I’m posting this from our hotel room which is a nice and cozy suite… We have 2 bedrooms, 2 bathrooms and a kitchen… We even have a fireplace which we love!
Girls are doing OK. Doggies are happy…
Murat & I are happy as well – we just miss you…
This is a new journey, a new life for us! We are soooo excited! and everything will be OK – I hope.
As soon as we find a house; we want you to come, see us… You all promised! Remember?
That’s all for now… I’ll keep in touch.
Group Huuug!
xo,
Nily