Sahildeki yürüyüşleri ne kadar uzatsam da ve o buzlu limonata bardaklarını elimden bırakmayı hiç istemesem de; bitiyor yaz… Okul temposunun yüksek ritmi başlıyor bum bum hayatımızda…
Bugün dans okulunda ilk gündü…
Bale+Tap bu yıl…
Nasıl da mutlu gittiler okula ama baktım evden çıkmadan Derin ayakkabılarını ters giymiş; “olacak bir halt bugün” dedim… Şom ağızlı!
Gittik…
İkisinin dersi ayrı…
Selin Twinkle Star sınıfında…
Derin’in sınıfının adında o korkunç {B} ile başlayan kelime var… Daha o an dakka bir, gol bir zaten…
Twinkle Baby! Tanrım yaaa! Bir duysa, mahvoluruz!
“Twinkle Baby diiiliiiim beeen!!!” diye…
Onca özen saklamak ta bir işe yaramadı…
Selin gitti sınıfına; çak çak tap yapıyor…
Ama Derin…?
“Derincim neden ama? Niye bu ağlamalar? Hadi kaçıyor ders!”
“Ablamın öyetmeninin saçı uzun, benimkinin niye kısaaaaa….?”
Hoppalaaaa!
Ders boyunca ağladı Twinkle Baby!
Eve dönerken de ağladı arabada…
"Uzatsın saçınııııı!!!"
Ve akşam yemeğinde babasına anlatırken de…
Selin’e bir ara sordum çaktırmadan;
“Ne yapıcaz Selin bu durumu?” diye…
Biraz düşündü ve;
“Bilmiyorum ama biz ikiz olsaydık aynı sınıfta olurduk ve yaşamazdık bu krizi annecim!” diyebildi sadece...


