Okula atacağı ilk adıma bir iki adım kala… Eleleyiz…
Artık ikisinin de elini tutarken kendi kendime işaretler alıyorum…
Parmakları elimde nereye değiyor mesela?
Elimi tutmak istedikleri zaman bana nasıl sesleniyorlar?
Annecim? Anne? Mami?
Ya da Nilüfer Hanımcım? {Ooo evet bazen böyle oyun oynarken}
Peki o minicik elleri nasıl sığıyor avucuma…?
Rahat mı? Sıkı mı? Gevşek mi?
Nasıl kokuyor peki?
Ekmek hamuru? Çocuk hamuru? Pamuk şeker? Kurabiye?
En çok hangisi?
Peki güven duyuyorlar mı elimi tutarken yoksa koşup oynama derdindeler mi?
Bugün okula gittik böyle, elele…
Sol yanımda biri, sağ yanımda öteki…
Sabah kıyafetini kendi seçti… Saçının modeline o karar verdi…
Kayıt oldu öğrenci Selin…
“Sevdim ben burayı güzel” dedi.
Fotoğrafı çekildi…
Fotoğrafta fon ne renk olacak diye pek endişelendi…
Bir türlü kendi gibi gülemedi, gergindi…
Kaydı yapıldı da şimdi isminin yanına bir de öğrenci sıfatı eklendi…
Ahhh ama bebeğimsin benim hala yaaa…
O heycanlı, ben ondan daha heycanlı…
Bırakamıyorum hemen…
Ayrılamıyorum dibinden…
Gözümü kapatıp gönüllü oldum bir de…
Okul aile birliği üyesi, veli her neyse…
Sabah bilmediğim konularda insanları yönlendirdim…
Mola verildi…
Geldim duygularımı yazdım bloga…
Gene gidiyorum…
Akşam nöbeti okulda…
Vay be – şiir gibi yazdım arkadaşlar!
Hadi bana iyi şanslar!


