Sally Jean Workshop'ı dört beş ay önceden ayarlanmıştı… O günkü heyecanım ile yola çıkacağım günkü heyecanım ve enerji seviyem arasında dağlar kadar fark vardı malesef. Hiç gitmek istemedim… Hem de hiç… Kızları kendi zevkim için babaya bırakmak –ki onun hediyesiydi bu bana ve havalara uçmuştum ilk duyunca- bu biraz vicdanen rahatsız etti beni… Sorumsuz bir anne miydim şimdi ben? Sırf kendini düşünen… Ama sanat o kadar lazım ki hayatımda… Ellerimi öyle seviyorum ki boyaya bulanınca… Bu, evde ne kadar mümkün tahmin edersiniz… Sanatla uğraşırken dünyayı unutmak yanımda kızlar varken ne kadar mümkünse, o kadar… Ama bunlar yeterli sebepler mi bir annenin bir workshop’a böyle koşa koşa gitmesi için?
Selin ağladı arkamdan…
Derin sakız paketini verdi –ki bu çok büyük bir davranış onun dünyasında- ve bir de “Beni unutma diye veyiyoyum bunu” demesin mi?
Agggghhhh! Mahvoldum tabii…
Neyse… Sayfalarca bahsedebilirim o anki duygularımdan… Ama bir başka yazıya saklıyorum bunu çünkü hepiniz workshop’ı merak ediyorsunuz, biliyorum…
Hepimizin masasında küçük birer karton kutu vardı… İçinde de kullanacağımız cam… Bu karton kutunun kapağı ile başladık işe… Bir karton kutu parçasını ışıklı bir vitrine dönüştürmek oldukça eğlenceliydi açıkçası… Gördüğüm her kutu kapağına bakış açım değişti dersten sonra…
Bu kutu kapağı önce kolajdan nasibini aldı, sonra boyadan, sonra empheralardan, sonra lehimden…
Emphera olarak ben yanımda Alman seramik bebeklerimi götürmüştüm… Bu yaz almıştım ikisini de ve çok seviyordum… El çantama almalıydım ama hazırlanırken telaş sırasında valize koymuştum… Otele varınca malesef ikisinin de kırıldığını gördüm… İçim acıdı resmen çünkü çok sevdiğim iki antika parçaydı… Birini kutunun içinde kullanmaya karar verdim…
Bahçesine gelen salyangozları tuzla öldüren partnerım kendine yakışır bir yorum yaptı hemen…
“Bu adamın kafası yok, kolu yok, bacağı yok… Bu halde nasıl mutlu olabilir ki?” diye…
“Önemli olan da bu zaten…” dedim sadece… Uğraşmadım fazla… Yeterince üzgündüm kırıldılar diye…
{Ben parlak peri tozlarımı tuzluklara koyuyorum… Ya siz? Bakın peri tozum yok ki benim demeyin… Onlarsız olmaz, hepimizin hayatına lazım o pırıltı!}
Sonuç şimdilik böyle…
Uçağa yetişmek için workshoptan erken ayrıldığım için vitrini tamamlayamadım… Sizi daha fazla bekletmemek için detayları bitmemiş halini paylaşıyorum… Ufak düzeltmelerden sonra evimin güzel bir köşesinde yerini alacak… Gece ışıklarıyla beraber tabii…
Bu arada derste herkese birer hediye verdi Sally Jean {Awwww… Tatlı kadın ya!}…
Ne olduğunu duyunca şaşıracaksınız…
Hani antik Alman seramik bebeklerim kırılmıştı ya…
Hı, hı…
Onlardan bir tane… Hem de kafası da var… Ayakları, bacakarı da… Bir adet kolu da…
Pek bir mutlu(yum) yaniiii…
Selinciğimin “Bunun için mi gittin taaa San Diego’ya?” yorumuna rağmen hem de!
Hi Hi!



Ayyyy Selinimle Derinimi yerim ben!!!
Yaptığın da çok güzel olmuş bitanem... Ayrıca gelen hediye de beni çok şaşırttı düşünce gücüne bak sen!!!
Posted by: Noni | 23/11/2009 at 06:43
çok merak ediyordum Workshop'ı, yaşadıklarını ama salyangoz ve tuzda koptum Nilüfer, birkaç gün geçsin, okumaya gelicem, sevgiler.
Posted by: Gülden | 13/11/2009 at 13:27
çok güzel, yazdıkların, yorumların..
Posted by: Naile | 13/11/2009 at 01:41
kolu bacağı kafası olmadanda mutlu olması çok güzel. hatta onlar olsaydı bu kadar güzel olmazdı belkide :) çok güzel olmuş. ellerine sağlık. yapımı çok zevkli görünüyor. iyiki gitmişsin ;)
Posted by: Pinky | 13/11/2009 at 00:54
Fransaya gitme sen hic olur mu ?
Salyangozlar pek bi kiymetsiz orda ,yada pek bi kiymetli kimilerine gore :)
Bu arada kolyelerin maili geliyooo
Posted by: Yeliz | 12/11/2009 at 13:35
Çalışmana bayıldım, oraya giderken miniklerin verdiği tepkilere de :) Ama en çok aldığın hediyeye bayıldım, ne kadar temiz bir kalbin var söylemeye gerek varmı? :)
Posted by: Şevval Elif SOLMAZ | 12/11/2009 at 12:27
hayran kaldim!
iyiki gitmssin:)
Posted by: nergis | 12/11/2009 at 09:18
Basit bir kutu nasil boyle bir guzellige donusmus:-) Ama bir dahakine beni de al.Arkamda kalani dusunmeden atlaya ziplaya gelirim:-)))Karsima kim oturcak diye de dusunmezsiin;-))))
Posted by: falanca | 12/11/2009 at 08:56
peri tozu benimde yillardir duran bir turlu ne yapacagimi bilemedigim peri tozlarim var ki kesinlikle bu piriltilar herkese lazim ilham alip bende baslarim belki scarpbooking yapmaya:)Anneligin zor tarafi bu ya ruhum ikiye bolunuyor bir tarafim blogumu yazmak, resim yapmak kendimle ilgili birseyler yapamak istiyor obur taraf oglumla ilgilenmediginden sucluluk duyuyor bitmeyen sank surekli onun zamanindan caliyormusum gibi!
Posted by: beste | 12/11/2009 at 06:33
Cok seviyorum Nilufer seni, ne kadar guzel bir gun gecirmissin. Iyi ki vicdan yapip gitmekten vazgecmeyip, kendine boyle bir gun ayirmissin. Mutlu anne = mutlu aile :)
Sevgiler
Posted by: Neslihan | 12/11/2009 at 06:17
guzel insan,
iyiki gitmissin, iyiki yapmissin. buda hayatina kattigin bir deneyim. asla pisman olma. sen kendine zaman ayirip iyi oldukca eminim evdekilerde cok daha iyi olacak. hem aradaki kisa ayriliklar, ozlemler herkese cok ama cok iyi geliyor :)ne olur bunu kendin icin yap...
iyiki varsin... iyiki paylasiyorsun...harika :)
Posted by: harika | 12/11/2009 at 06:14
Nilüfer tüm objeler senin tüllü,pullu,pamuklu, sonsuz güzelliklerle dolu kalbinin enerjisine dokunmus. Ve inanilmaz güzel olmus. :) Ellerine saglik! Kendini kötü hissettigin günlerde gözüne carpip sana mutluluk vermesi dilegiyle ;)
Posted by: Evren | 12/11/2009 at 05:51
yaaaa ben de öğrenmek istiyorum ben de!!! en sonunda kafam atcak ben vercem workshop'ı :PPP niye burada yok böyle güzel şeyler
Posted by: enhar koç | 12/11/2009 at 03:56
Şahane bşir annesin sen sakın kendini sorgulama tamam mı! Ne güzel sanat dolu bir gün geçirmişsin, fotoğraflar ve yazı yine çok doyurucu..
SS
Posted by: Flame | 12/11/2009 at 03:52
wowww..ne kadar ince ve dusunceli bir davranis...aynisini nasil bulmus yahuuu..bravoo Sally ye..gormeden sevdim hatunu:-)))
bu arada sen ne guzel bir cevap vermissin karsindakine canimcim...kirik bebek icin soyledigi cumleye...
opuyorum bol ve coook:-)
Posted by: kris | 12/11/2009 at 02:46
Bir kutu kapağına rağmen olsada küçük şeylerden mutlu olmak herkesin harcı değil.Orada olup sana eşlik etmek isterdim:))Ellerine sağlık çok güzelde olmuş:))
Posted by: Enerji ve Huzur | 12/11/2009 at 01:44
Her bir kareye bayildim. Baktikca bakasim geldi. Elinin deydigi hersey guzellesiyor.. Muhtesemsin..
Bu arada ayrica muhtesem bir annesin. Sen kendinle barisik,mutlu oldukca,kendni icin bir dolu sey yaptikca, minnoslara, daha cok enerji vereceksin...
Sevgiler
Pinar
Posted by: pinar | 12/11/2009 at 01:34
Malesef aynı vicdanı muhasebesini bende yapıyorum ve Allah'tan benims evgilimde çok destekleyici bu konuda... Ellerine sağlık, çok güzel görünüyor, güzel vakit geçirmene sevindim. Aaa bide şu peri tozlarına bayıldım, bana göre değil ya bana kesin lazım:)
Posted by: nilo | 12/11/2009 at 01:11
unuttum
eskiz defterinin anne bakışını çoook sevdiiiim
Posted by: aynur | 12/11/2009 at 01:06
''taşın fazlasını atınca ortaya çıkan heykel,sessizlikteki fazlalıkları atınca ortaya çıkan edebiyat ve tıpkı boleronun en başındaki o sesizliğin içinden sanki kendi kendine oluşmuş gibi tınlamaya başlamış sesler ''
+gibisin .....bir insandan bütün kötü fazlalıkları atınca geriye sadece sen kalırsın senin gibi bir anne ve bir kadın bir ruh kalır
hayattaki her kötülüğe mutlu olma çabasıyla cevap verebilen
“Önemli olan da bu zaten…” diyebilen bir can
Posted by: aynur | 12/11/2009 at 01:01
Harikadaşın adaş:) Bayıldım yaptıklarına ve hissettiklerine... Hepimize ilham oluyorsun... Sevgiler, Nilüfer
Posted by: Nilüfer Akyol | 12/11/2009 at 00:42
Inanmiyorum Nilufer yahu! Aldigin hediyeye! Birsey demek olmali bu!!!
Posted by: nese | 12/11/2009 at 00:14