Selin ve Derin benimle Türkçe konuşuyorlar, babalarıyla İngilizce… Bir sebebi yok; alışkanlık daha çok…
Gün içinde iki kardeş aralarında Türkçe konuştukları da oluyor, İngilizce oyun oynadıkları da…
Yeri geldikçe müdahale ediyorum tabii…
Üzülerek yazıyorum ki; İngilizce'de daha rahat ikisi de…
Ben etraftayken sürekli Türkçe konuşmaları konusunda destekliyorum uyarıyorum…
İtiraf ediyorum; tehdit ettiğim de oluyor - malesef…
İkisinde de İngilizce almış başını gidiyorsa mesela;
- Bakın kızlar yazın Türkiye’ye gittiğimiz zaman hiç bir Türk arkadaşınız olmaz! Ece, Selin, Ceren, Can, kimse anlamaz sizi; üzülürsünüz sonra…
Ödleri patlıyor ve hemen Türkçe’ye parallel bir geçiş…
Ama bu durum zaman zaman düşündürüyor beni tabii…
Çünkü ikisi de büyüdüğü zaman “Hey papa nerden geloorsun böyle? C’ommon! G’imme five moruk!” gibi bir tarz içinde olurlar mı diye endişe duyuyorum… Elbette bu noktaya kadar gelmeyecekler belki ama ya gelirlerse?
Daha erken belki ama ya gelirlerse işte?
Biri Türkçe lügatta anne’nin yanına endişe yazabilir mi lütfen; düzeltebilir miyiz bunu?
Anne (bk. ana)
Sıfat: \ˈan-ne\
a. 1. Çocuğu olan kadın, ana, valide.
Sürekli endişe duyan dişi
Bakın şimdi lügat dedim ya mesela… Ne hoş kelime değil mi?
Kaç kişi kullanıyor ki bugün?
Neyse…
Zamanım boldu, yüksek sesle düşündüm gene…
Aşkıııııım! Gel artık! Sen yokken çok saçmalıyorum ben!
Nasıl ki bağrı yanar gün kızınca sahranın,
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın...
Çok az uykuyla ayaktayım… Belli oluyor mu yoksa?
* Dağ kement ile eğilmez, denizin önü kayıkla kesilmez.
Onu bunu boşverin; kardeşim harika bir çekiliş yapıyor BURADA! Hemen TIK!