
Dün kayda gittik. Derin çok gergindi. Ürktüğü zamanlar daha bir bana saldırıyor sanki ya da bana öyle geliyor. O kadar aksi başladı ki güne; evden 8 buçukta çıkmayı planlamama rağmen, ancak 10 buçukta çıkabildik…
Kayıt işlemlerinden sonra ikisinin de fotoğrafı çekilecekti.
Selin sosyal kelebek; gene buldu tanıdığı birilerini okulda… Bu çocuk nasıl böyle herkesi tanıyabiliyor? Bütün okulla selamlaşıyor her seferinde… Sınıf arkadaşlarının yanı sıra, kendinden üst sınıfları da biliyor, öğretmenleri de ve hatta hatta kütüphane görevlisini de… Ne mutlu ona…
Derin öte yandan, bebeğim; çok utangaç ve sessiz… Afrasını, tafrasını bir tek ben görüyorum. Dışarda herkes “bunu mu bize şikayet ettin sen çok ağlıyor diye ayol, ayıp valla” diyorlar… Neyse. Bu mevzu başka güne kalsın. Elbet savunurum annelik haklarımı…
Dün evden çıkmadan kükreyen bebeğim, okulda oldu bir kuzu…
Fotoğrafı çekileceği zaman; “bir tek öğrenci gelsin, siz burada bekleyin annesi” denince yüzünde gördüğüm ifadeyi hiç unutmayacağım sanırım.
“…siz burada bekleyin!” ne dayanılmaz bir cümle oldu o an…
Beklediğim de topu topu üç dakika ama işte, gene de…
Gitti, geldi…
Sarıldı boynuma ve ağlamaya başladı bombiş kuzum…
Bir garip haller içinde biz böyle duygusal anlar yaşarken pek gariptik okulun içinde birbirine kavuşmuş ana-kız olarak…
Selin bu arada bir arkadaşına saçındaki boncukları Türkiye’de nasıl taktırdığını anlatıyor. Bir kulağım da onda…
Yaşlarını sildim.
Fotoğrafta nasıl poz verdiğini anlattırdım.
Gülmüş neyseki…anlattığına göre.
Bakalım, göreceğiz…