
Bilmiyorum Blog…
Bu ben miyim?
Bu apar topar evden çıkan ve bazen saçını taramayı unutan kadın?
Artık çantasını eteğine uydurmak için, bir gece önceden çanta değiştirmeye vakit bulamayan bu zat?
Bu sabah 5:45 hadi yalan olmasın 5:50 kalktım…
Sabah serini… Üşüdüm…
Sonbahar gelmiş - biz uyurken…
Yatağa girdim hemen, soğuktan kaçtım, uyudum azıcık daha…
Üç dakika…
Hadi o da yalan olmasın, dört-beş dakika belki…
Sonra gene isteksiz ayağımı çıkardım yorgandan, halıya bastım ve soğuk güne çok zor olarak başladım…
Akşam 7buçukta yatacağım kesin! lafıyla…
Bak 11buçuk oldu, hala burdayım…
Akıllanmam ki ben!
Selinciğimin kitap klubü toplantısı vardı bu sabah…
Ne yaptım biliyorsun değil mi?
Tahmin edersin az çok…
Gene elimi kaldırıp gönüllü oldum tabiki…
Akıllanmam demiş miydim?
Ne siz sorun, ne ben söyliyim… Bir daha gönüllü olanı maşayla kovalasınlar diyordum ya… Unuttum bu lafımı elbette!
Miniğim benden iyi uyandı neyseki… Keyifli… Uykusunu almış… Oysa kabus görmüş sabaha karşı 4'te; babasına anlatmış… Balinalardan kaçıyormuş, denize atlıyormuş, kolluksuz bir halde! Kıyamam… "Hayır olsun bebeğim ama balinalardan kaçarken denize neden atladın ki?” diye sordum bir de… Sinir oldum kendime…
Neyse…
Toplantıya gittik sabah ayazında…
Sabahın 7’sinde minicik yavrucaklar bir masanın etrafında hem kahvaltı ediyorlar, hem okudukları kitabı konuşuyorlar…
Miniğim büyümüş - biz uyurken…
Aniden gelen bu soğuk sonbahar sabahı gibi…
Gözümü açtım ve o bebeğim, şimdiki Selin…
Deli gibi kitap okuyor, okuduğu süreyi saatle tutuyor, hesaplıyor, topluyor, çıkarıyor – delireceğim…
En sevdiğim günlerim bunlar…
Bu yorgunluk…
Bu durmadan şikayet eder gibi yaptığım koşturmacalar…
Bu eteğimle alakasız çanta…
Burada ağlanmalarım ve bu şahane annelik duygusu…
…bitmeyen sonsuz bir sevgiden blog…
Oldu ki; beni böyle şikayet ediyor duyarsan, sadece dinliyormuş gibi yap ama gerçeği bil diye açıklıyorum sana…